Mutlu olmak için küçüçük bir neden aramak,bunun için en iyi sebeptir
• 25/7/2006 - "EVEEET BUGÜN DE YİNE SİZLERLEYİM.".....GEBERTİR.....
Evet sevgili arkadaşlar...
bugün de yine sizlerle hayatın bize getirdiği zorlu yollardan geçen arkadaşlarımızın maceralarına konuk olacak...ve sizlerle tatlı bir serüvene çıkacağız....
Evet bu girişten sonra eğer yazıyı okunmaya değer bulabildiyseniz devam ediyorum
ne kadar tepki çekeceğini bildiğim halde de bu yazıyı yazmak zorunluluğu hissediyorum...
Dış güzelliğin önemi ne kadardır, o konu hakkında bir şeyler çiziktireceğim...
Hemen hemen kime sorsanız der ki: "Dış güzelliğin önemi yok, önemli olan içinin güzel olması"
( önemli not: buradan sonraki yazacaklarım, benim şahsi düşüncelerimdir.)
HAYIR.....değildir arkadaşım....
tamam kabul ediyorum ki sahiden de bu şekilde düşünen arkadaşlar muhakkak ki vardır...ama onlar da koca Türkiye'de 1- 2 kişidir.
Güzellik önemlidir...hem de çok önemlidir. zira kimsenin alnında "dürüst,zeki,sahtekar" falan yazmaz...bundan dolayıdır ki....dış görünüşün önemli bir payı vardır....
ayrıca kendine bakan insanlar..hayatla barışıktır...sevecendir...sevilsindir.
Tüm bu bilgilerden yola çıkarak şu konuya da açıklık getirmek isterim: güzellik görecelidir...herkesin güzel kriteri farklıdır.. ve o yüzden de bu kız güzel bu kız çirkin ayrımı yapılamaz....
Peki güzellik yeşil gözler..uzun saçlar mı demektir......
ve cevap: Elbette ki hayır....!!!
Zeka, kültür, konuşkanlık, sıcak kanlılık vs vs olmadan bizim o kişiye güzel dememiz mümkün değildir. bunlar birbirlerini tamamlayıcı unsurlardır....
diyorum ve noktayı koyuyorum......
"peki abi sen bu yazıyı nedenn yazdın,, ne kazandık bunu okuyarak"
şunu etraftaki yalancılara kanmamayı öğrenin diye yazdım........
o kadar çok insan var ki.... ayıya dayı diyen....
sonradan ortaya çıktığında bazı gerçekler
geç olabilir...ve en iyisi.....dürüstçe geçinip gidelim...
iyi günler efendim
saygı bizden..saygı bizden.... |
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 21/7/2006 - PROTESTO EDİYORUM ARKADAŞ.....GEBERTİR....
Son günlerde yaşadığım bir dizi talihsiz olaydan sonra protestosuna karar verdin.
Efendim...
ilk protesto konum seçilen koyu renkli temalar.....
Bakınız...bütün muhitte bir koyu renk sevdasıdır gidiyor...ve ne yazık ki bu muhite en yakın arkadaşlarım da katılmış.
Şimdi protestomu herkesin içini yansıtma hede siyle açıklayabilirsiniz..
tamam..aramızda bazı arkadaşlar var ve onlara da pekala yakışıyor.
ama ben şahsen bu karalığın blogdaki mutluluğu aldığı düşüncesindeyin..
ne güzel ferah ferah beyaz yav...olmadı mavi.....
Yazıların okunmadan yorum yapılması
(örn. çok güzel olmuş..bana da uğra)
olduuu....
bunu da protesto ediyorum arkadaş oku bi yaaaa
bi yorum yap....
okumadan
"ay çok güldük bıd bıdı bıdı"
bunu da protesto ediyorum.
3. ( yazıyla üç) ve son protestom ve hemen akabinde yeni başlattığım ve pek yakında blogculuk dünyasında pek bir hürmet görecek olduğuna inandığım kampanyam....
ARKADAŞ ..!!!!
ben dostuma yorum ettikten sonra karşıma çıkan
"yorumunuz blog yazarımız tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır." vari cümle!!
ve ben bu cümleye gıcığım arkadaş....
yahu sen kimin ne şeysini onat ediyon da
bi de pişkin konuşuyo orda
DİYORUM Kİ SEVGİLİ BLOGCU KARDAŞLARIM.....
GELİN BU ABUK..BU İÇİNE GÜVENSİZLİK SİNMİŞ MESAJI KALDIRALIM
YERYÜZÜNDEN SİLELİM ADETA....!!!!
VE HEP BERABER BİR ÇATI ALTINDA TOPLANALAIM......
EVET BEN SİZE BUNU VAAD EDİYORUM..
evet sevgili blogcular...... protesto ettiklerim bunlar... lütfen yorumunuz esirgemeyin.. |
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/7/2006 - Gebertir..................Gebertir........Filmlerin dikkat çeken
Kavga sahnelerinde, eğer ortalıkta bir havuz görünüyorsa, grup ne kadar kalabalık olursa olsun, kavga bütün kötü adamlar havuza atılana kadar sürer... Havuzun gerçekten de kötü adamlar üzerinde nihai bir etkisi vardır. Havuz yakınında kalabalık bir dövüş cereyan ettiğinde, kötü adamlar kahramanımız tarafından defalarca yere serilseler bile kalkıp yeniden saldırırlar. Ancak havuza atılan asla havuzdan çıkıp tekrar saldırmaz. Tabancalı çatışmalarda; kurtulmak için fotr şapka giymek yeterlidir. Bu kesin bir tabudur: Fotr şapka takan birinin, şapkası vurulur... Ormanda dövüş sahnelerinde, polis tam iyi adam kötü adamların hepsini alt eder etmez gelir. Kahramanımız son yumruğu atınca, birden bire orman yolunun ortasında arka arkaya dizili iki ya da üç trafik polisi arabası belirir. Polis baskınlarında, kaç polis arabası olursa olsun, hepsinin kapıları aynı anda açılır. Öndeki arabadan iki tane pardösülü ve fotr şapkalı sivil polisle iki tane üniformalı polis, arkadaki araba ya da arabalardan da dörder tane üniformalı polis çıkar... Silahlı çatışma sahnelerinde, en kötü yer tavandır. Tavanlarda kötü adamlar durur ve hepsi tek tek vurulup aşağıya düşer. Tavandaki adamın yapabileceği en kötü şey, arkası donuk olan kahramanımıza nişan almaktır. Çünkü tam o anda, kahramanımızın arkadaşı tarafından vurulur... Eğer başta kötü adamın elinde bıçak varsa korkuya gerek yoktur. Çünkü bu durumda, kahramanımız kötü adamın kolunu bükerek bıçağı elinden düşürür. Ancak elinde bıçak görünmeyen adamlar tehlikelidir, çünkü son anda çıkarıp esas kız ya da esas oğlanın karnına saplayabilir... Kahramanımız eğer dayak yiyor ise yerde kum olamasa da ne yapar eder bir avuç kumu kötü adamın gözüne atar ve o sahneden itibaren kötü adamı dövmeye başlar. Kalabalık kavgalarda filmin kahramanını yenmenin en pratik yolu, kafasına bir çuval geçirip, çuvalın etrafını iple sarıp, dört bir yandan sopayla vurmaktır... Kötü adamlar kahramanımızın üzerine kurşunları boşalttıkları halde, kurşunların hiçbiri isabet etmez. Ama kahramanımız bir kurşun ile iki hatta üç kötü adamı öldürebilme yeteneğine sahiptir. Kahramanımız intikam yeminleri edip baş kötü adamın bulunduğu binaya gittiğinde binanın ilk üç katı kötü adamlarla doludur fakat baş kötü adamın bulunduğu dördüncü katta tek bir kötü adamın izine rastlanmamaktadır. Yine kahramanımız intikam yeminleri etmekte ve baş kötü adamımız korku içinde bulunması gerektiği binanın dördüncü katında beklemektedir. Madem baş kötü adamımız korku içinde hazin sonun kendisine doğru geldiğini hissedip bütün adamlarını bina içinde toplamaktadır, neden başka bir binada kahramanımızın ölümünü beklememektedir. Acaba o kadar zenginlik içinde başka binası mı yoktur? Bütün kavgaların sonunda polis gelir. Sanki bütün filmi televizyondan izlemiş ve kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermiş gibi kötü adamları tutuklar ve kahramanımıza teşekkür ederek olay yerinden ayrılır. Yerde dayaktan pestili çıkmış adamların iyi adamlar olmadıklarını polis şip şak anlamaktadır. |
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 11/7/2006 - GEBERTİR ----------------------- GEBERTİRR--------------SUNAAAAR
*1. gün *
böylesi kötü bir başlangıç beklemiyordum.
oha hortumumu bile kesmişler! meme diye, süt diye birşey varmış. nerden nasıl bulunur bu ya?
hayattan daha 1. günden soğutacaklar beni.
*2. gün *
meme buldum ama bundan süt gelmiyor, emiyorum allah emiyorum, tık yok, süt başka yerde mi? neyse biraz daha emdim geldi, fazla abanınca meme sahibi kişilik bağırdı, ne bağrıyosun açım ben! çok yalnızım be sözlük. hayır bişi değil içerdeyken de yalnızdım ama yediğim önümde yemediğim arkamdaydı en azından, bak yine aklıma geldi, hortumu bile kestiler yaa!
uykum geldi yine. zzzzz!
*3. gün*
memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlarım bu iki meme. iyi ki varsınız.
*4. gün*
bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yaptılar, başka biryerlere gittik galiba. memeden ayrılınca bağrıyorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyanıyorum bir bakıyorum meme yok, neyse ama tekrar bağrınca geri geliyor nasılsa. s.çmak da zevkliymiş be, eskiden yapamıyordum.
*5. gün*
bugün 15 kez kaka yaptım, rekorumu geliştirmeliyim. dikkat ettim de her yaptığımda temizliyorlar, bunu sevdim. dikkatimi çeken bir noktada şu ki, amma koca kafalıyım be arkadaş, ağır mı ağır tutamıyorum şerefsizim, pat o yana, pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.
*6. gün*
avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi birşey, maalesef farkettiler, herkes parmağını veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, alemin maymunu oldum iyi mi?
bu arada ne çok uyuyorum ya arkadaş, atamadım şu yorgunluğu, daha çok süt içeyim en iyisi. hayır içtikçe de yoruluyorum o da ayrı, nerde o eski günler, hortumdan geliyordu ne güzel, şimdi em allah em, bak yine aklıma geldi, şerefsizler kesti hortumu yaa.
*7. gün*
bugün solaryuma girdim, sarılık mı ne ondanmış. yine uykum geldi.
*8. gün*
biraz daha iyi hissetim kendimi, daha çok süt içiyorum artık. kaka yapma işini de tam alt açma anına denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun. naapayım ama alt açıkken daha rahat roketleyebiliyorum. kaka yaparken başka birşey daha yapıyorum galiba, anlamaya çalışacağım bakalım.
*9. gün *
çok fena hıçkırık tutuyor, geçsin diye nefesimi tutayım dedim onu da beceremedim, neyse ki süt içince geçiyor. bu süt her derde devaymış, bugün bunu gördüm.
*10. gün *
sütten başka birşeyler verdiler, var ya, yeter artık be, tam alışıyordum yine dayadılar başka birşey, hayret bişi ya, vitaminmiyiş neymiş.
bu arada memelerin arasından dün gördüğüm lavuk gündüzleri piyasada yok akşamları geliyor sadece, hadi bakalım hayırlısı.
*11. gün*
al işte, başladı yine bir arıza. sütten sonra çok feci karnım ağrıyor, böyle gaz gibi bişi, eğilip bükülüyorum, binbir şekile giriyorum çıkaracağım diye. sırtımı falan sıvazlayın bari be kardeşim.
*12. gün*
bütün gün gazdan kıvrandım arkadaş ya, bela oldu başıma, yaygarayı bastım ben de. uyutmadım, diktim bunları da hazır asker. sonra bir saldım ki evlere şenlik, akabinde uyudum hemen gerisini hatırlamıyorum
*13. gün*
annemin suratına s.çtım. tamam utandım biraz da insan bebeği g.tünden öper mi yaa. ayıp oldu di mi? naapıyım abi, neyse fazla kızmadı herhalde.
*14. gün*
anneme kırmızı renkli birşeyler içiriyorlar, o zaman süt daha bi randımanlı oluyor sanki, böyle tadı da hoşuma gidiyor, şu memelere bir rating aleti taksalar da hangisini sevip hangisini sevmediğimi söyleyebilsem.
*15. gün*
topuktan kan alıp duruyorlar, metin olayım çok ağlamayayım diyorum ama canım yandı be arkadaş, hayır ondan sonra da hemen süt verince sakinliyorum, kızgınlığım geçiyor, ağız tadıyla asabiyet yaptırmıyorlar, şu memelere karşı biraz daha dikbaşlı durabilsem.
*16. gün*
şu memeleri çok sevdiğimi bir kez daha anladım, çok seviyorum onları, onlardan ayrılınca içimi bir huzursuzluk kaplıyor, en iyisi onlardan uzaklaştığım anda yaygarayı basayım ben. bugün benden biraz büyük biri geldi yanıma, sevme amaçlı olsa gerek bir geçirdi başım dönüyo hala. sonradan öğrendim kuzenmiş, neyse yazdım kenara intikam alınacak.
*17. gün*
etrafı daha net seçer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zayıf, memeyi kavrayabiliyorum ancak. bir de bu eller ve ayaklar bana mı ait tam olarak emin değilim, sallıyorum öyle, zevkli birşey. yüze ve gözlere dikkat etmem lazım ama, tırnaklar tehlikeli. diğer yandan annem bugün onları kesmeye çalıştı ama huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacaktı galiba, bak çizdik tam gözün altını yine.
*18. gün*
elime torbalar taktılar, kafaya çarpınca artık acıtmıyor, yara bere de yapmıyor. sanırım onlar da beni seviyor, iyiliğimi düşünüyorlar. aslında hala çıktığım yeri özlüyorum, geri girme imkanım olmaz mı acaba?
*19. gun*
nihayet o adamin neden eve sadece ak$amlari geldigini anladim megerse bana ve anneme bakmak icin gunduz cali$iyomu$..
aferin gozume girdi $imdi bak!..
*20. gün*
tabii ya, annemin karnındayken de duyuyordum o adamın sesini sık sık.
ona da ilgi alaka gösterdim, bağırdığımda bazen o alıyor beni kucağına, meme vardır diye saldırdım ama vermedi. bir ara meme açıkken kıstırdım ama emme olayından bir randıman alabilmiş değilim, meme yüzeyi bayağı bir farklı. |
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 11/7/2006 - GEBERTİR ----------------------- GEBERTİRR--------------
Mahalle maçlarinda baska hiç bir resmi müsabakada rastlayamayacaginiz kurallar ve terimler vardir. Iste bazilari:
ATAN ALIR SPOR: Mahalle maçlari genellikle caddelerde yahut bahçelerde yapildigi için topun kaçma olasiligi olan çok yer vardir. Top bir yere kaçtiginda topu kaçiran takimin karsisindaki takim hemen,"Atan alir" der.Top onlarin sahasinda auta çikmis oldugu halde karsi takim topu almak zorunda kalir.
ELIN AVANTAJI OLMAZ: Takimlardan biri ataktadir. Defans oyuncusu topu elle keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. Golü yiyen takim el var diye mizildar. Karsi takim, "Avantaj olmaz." der. Hemen akabinde kaleci "Ulan elin avantaji olmaz." diye haykirir. Bir yere varilamaz. Kisir döngüdür.
ADAMIN GOL DIYO: Gol atilir fakat yiyen takim saymaz. Hep bir agizdan "Direk ulan." diye anirmaktadirlar. Fakat içlerinden biri, "Gol abi." der. Karsi takimdan bunu duyan biri direk atlar ve, "Ulan adamin gol diyo." diye serzeniste bulunur. Gol sayilir, adam dövülür.
ABANMA YOK: Genelde küçük çocuklar arasinda yaygindir. Kaleciler abanma yok derler. Aralarindan yasça büyük olani Laf karimisiniz." dese de abanma olmaz.
GÖNÜL ALMA: Büyüklerle küçüklerin ortak oynadigi maçta büyüklerden biri gaza gelip küçük bir çocuga sert girince direk penalti olur. Nerede olursa olsun. Küçük çocuk sevilen bir simadir ve faulü yapan abidir. Penalti kullanilir, genelde gol olmaz çünkü kalede bir ayi vardir ve penaltiyi atan küçük çocuktur.
KALECI DEGISTIN 2 PENALTI: Herhangi bir penalti pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarindan biri geçmek ister çünkü o her mevkide iyidir.Buna karsilik karsi takima teselli olarak ekstra bir penalti verilir. 1+1=2.
3 KERE SEKTIRME: Kaleci degaj kullanirken eger yaninda bir rakip forvet varsa topu 3 kere sektirir ve, "Açilsana ulan üç kere sektirdim iste." der, rakip açilir.
1'E 1 ATIS: Çift penalti sisteminde eger birinci penalti kaçarsa ikinci sans vardir ama gol olursa ikinci sans kullanilamaz. Bunun mantigini hala çözebilmis degilim.
SAGLIK ÖNLEMLERI : Bazen top insanin pek münasip olmayan bir tarafina gelir, herkesin reaksiyonu aynidir: "Ise ise!." Uygun araziye çis edildikten sonra maca devam edilir.
Mahalle maçlarinda her zaman saçi ince telli ve uzun olan kisiler vardir. Bunlar geriden topu alip bütün güçleriyle ileri kosarken kafalarini ileri dogru atarlar. Amaç gol atmak ya da rakibi çalimlamak degil, saçlarin rüzgarda ahenkle dans etmesini saglamaktir. Bu kisiler büyüyünce Fenerbahçeli Aykut gibi olurlar.
TOP KURTARMA OPERASYONU: Top zirt pirt araba altina kaçar. Böyle durumlarda, sahadaki en çelimsiz ve en hop-zip kisi, en iri iri kisi tarafindan topu almaya gönderilir. Arabanin altina kaçan toplar tam ortasinda durur bazen, kimse yetisemez oraya. Bu sefer tas atma ve sopayla itekleme fasli baslar. Arabanin egzozuna vurulan birkaç darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana çikar bir taraftan; artik kosarak maca geri dönme zamanidir.
AT BAKIIM ABININ KILLI GÖGSÜNE... Ya ne igrenç bisiydi bu. Sen takimini kurmussun, pasa pasa macini yapiyosun. Muhtemelen yasça ve boyutça senden büyük olan eleman damlar, bu gereksiz cümleyi sarf ederek maca dahil olur, tadimizi tuzumuzu kaçirir.
GOL DiiL OGLUM BEL ÜSTÜ : Minyatür kale maçlarda elle tutulmasina engel olunmak için getirilmis bir çözümdür ancak bel ustu gibi kisiden kisiye degisen ve ispati zor bir kriter getirdigi için nice kavgalarin çikmasina, nice baslarin yarilmasina sebep olmustur.
Iyi güzel de bütün bu kavramlar kitabi olmadan, televizyon olmadan nasil herkes tarafindan bilinebiliyor? Ben diyorum ki gizli bir örgüt var, her mahalleye bir adam gonderiyo bilmem kimin amcaoglu olarak bilmem kim de örgütten. Sonra mesela hem gol hem penalti olunca agizlara kolayca yerlesecek "giren gole penalti olmaz" cümlesini söylüyor, pozisyon geçiyor, çocuk evine donuyor ama ifade baki.
Oynayacak kisi sayisinin tek olmasi ve kimsenin oyundan çikarilarak kalbinin kirilmak istenmemesi durumu sozkonusu olur sikça. bu durumda futbol kariyeri en berbat durumda olan fasulyeden tabiri ile adlandirilarak birinci devre bir takimdan ikinci devre bi takimdan oynatilarak ufacik yüreklere ve beyinlere adaleti yerine getirmis olma duygusu zerk edilir. Aksam herkes eve gidip yattiginda da hep o günkü maçi, varsa attigi golleri, kaçirdiklarini, bir sonraki maçlarda yapmayi planladigi hareketleri hayalleserek uykuya dalar. Bu planlanan ama becerilemeyen hareketlere girmiyorum. ben mahalle maçi kurallarinin nasil bilindigi sorusuna ise kalitsal diyorum.
Bazen küçükler kendi aralarinda oynarken eli torbali bi is dönüsü adami maca dalip topu küçüklerin ayagindan alir ve aptal aptal seyler yapmaya baslar. Eger adam yetenekliyse bi iki numara yapip çocuklarin aklini alir. En konunda topa hizlica vurur. Çocuklar topu yakalayamaz ve top uzaga gider. Eli torbali is donusu adami yaptigi ufak hareketten mutlu bir halde evinin yolunu tutarken çocuklarin "hay ., top ta ..gitti, kim alcek laf topu?" dedikleri duyulur.
ELDEN GOL OLMAZ : Pasa pasa oynuyoruzdur, adamin tekinin eline çarpar top, biz dikeriz topu, hemen bi mahalle maçi oyun kurallari uzmani pörtler oradan bi yerden ve der ki, "Elden gol olmaz"! Ulan niye olmasin hasta misin sen? El karari verilmisse, bunun sonucu frikiktir. Herkes de kabullenmistir elden gol olmayacagini, hatta baraj bile kurulmazdi bazen. Ben de büyüyünce ögrendim elden direk kaleye çekilip gol atilabilecegini. Ögrendim de ne oldu, o canim frikikler geri mi geldi?
ÜÇ ADIM AÇILMAK: "üç adim açilmak" denen olayi atlamak senelerini betonda top oynayarak, dizinde o çok derin olmayan ama sürekli yanan yaralarla dekore eden birçok mahalle topçusunu üzecektir. Top frikik noktasina dikilir ve rakip barajin üstüne dogru adeta 'onlar orda diilmiscesine yürünür'. Kocaman üç adim atilir ve baraj gögüsle itmek suretiyle uzaklastirilir. Adimlarin büyüklügünden sikayet edenler iki kere "o-ha" der.
TEKNIK VURMAK: Penalti vuruslarinda en biçkin forvet oyuncusu sahne alacagindan kalecinin gözü korkar. Hemen içi rahatlatilir: "korkma olm, teknik vurcam".
KALECI DÜZENI: Mahalle maçlarinda rastlanan pek çok tatsiz durumdan sadece biridir kalecisizlik. Herkes kendisini ispatlamak ve golleri yagmur edip yagdirmak Istediginden kimse kaleye geçmeyecektir. Adil düzen ilk "kalede son" diye bagirani kayirmaktadir. Hemen arkasindan gelen "son bir", "son iki".. gibi çigliklarin sonunda artik son kaç oldugunun bir önemi kalmayan agir kanli arkadas kaleye geçer. Kaleci gerek iki golde bir, gerekse Dakka ayriyla eldivenleri bir sonraki arkadasina teslim edebilir. Nizam böyle emreder.
Arkadasin biri iyi orta gol getirir diye bagirir o da iyi bi orta yapmaya çalisir ve ortasini yaptiktan sonra düser. Arkadasin dizi kaniyodur ama farkinda degildir birisi oradan "olm dizin kaniyo" der ve olan olmustur dizi kanayan çocuk aglamaya baslar. |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 10/7/2006 - YALAKALIK NEDİR,NASIL ANLAŞILIR? SIKÇA SORULAN SORULAR...YAPILAN
1.YAVŞAK OLUN
Yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki yavşak olmayanın yalaka olmasına imkan ihtimal yoktur...yavşaycaksın arkadaş ne diyosa gül incinme
2.SAKIN ÖVMEYİN
Yapılan araştırmada 100 kadar yavşak insan denek olması için laborutuvuramıza getirildi,50 si yalakalığa karşısındakini överken başladı,sonuç hüsrandı.......yalakörler( yalakalığın yapıldığı kişi ) durumdan hoşnut olmadı ve yarışmacılarımıza - puan verdi...Yalakalık yapmayıp işi yavşaklığa döken her türlü haysiyetsizliği yaparak kendini küçülten yetmedi kendine kaypak denmesini isteyen ikinci gurubumuz yalakalık için zemin hazırladı
3.YALAN SÖYLEYİN,BİLEREK YAKALANIN,PİŞKİN PİŞKİN SIRITIN
Çok güzel bi çalışmaydı
ilk gün yalan söyleyen kobaylarımız,ikinci gün bunu anlaşılmasını sağladılar ve pişkin pişkin sırıttılar va yalakörlerin kendilerine öküz,onursuz,yavşak demesiyle puanları topladılar
işte böyle bütün bunları yaptıktan sonra sıra geldiği yalakalığa başlamaya
övün durun...
arkasından konuşmayı...
adama parazitlik yapmayı unutmayın
iyi yalamalar |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 9/7/2006 - AŞK NEDİR???____?????NEDİR____!!!! İŞTE BUDUR
Yazmak için çok klişe olduğu düşünülebilir,
ama ben farklı bir şey anlatacağım size
palavraları ortaya dökeceğim...
Kendini uzman sanan 5-10 kişi çıkıyor diyor ki:
Aşk o değildir,aşk bu değildir,aşk'ın tanımı daha konulamamıştır...
Yahu kardeşim benim hissettiğim şeyi siz nasıl sınıflandıracaksınız
hem yaşanmamış bir şeyin tanımı nasıl konur?biri bana izah etsin lütfen
aslında bizim hissettiğimiz bağlılıkmış da,yok tutkuymuş da
Ben buradan müjdesini vereyim...
Bütün gün onu düşünürsünüz ya
bu bağlılık değil AŞKtır
işte AŞK budur
Tutku,Bağlılık,Sadakat,Sevgi....hepsi hikayedir
O AŞK 'tır
bu kavramı bizden o kadar uzaklaştırdılar ki....
adam kendine soruyor
"acaba ben aşık mıyım,yoksa sadece kısa süreliğine kıza bağlandım mı"
hayret ettim yaa
böyle bir şey mi var
karşındakini dayanamayacak kadar çok seviyorsan
herşeyden onla ilgili bir anlam çıkarıyorsan
her gece istemeden rüyanda görüyorsan
yavrum Aşk budur işte
beni de kimseyi de kandırmayın
ayrıca;
aşkın süresi falan yoktur
bir sonra da saygıya falan dönüşmez.....
saygı demişken
ilişkide en önemli şey saygı değil aşktır
artık bu duygusal konuyu sınıflandırmaktan
biçimlendirmekten
somutlaştırmaya çalışmaktan
uzaklaşalım
Beni ve diğer insanları rahat bırakın
SAYGILARR......
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 3/7/2006 - Kitap OKUYUNUZ!
Can Dündar'ı bilmeyenimiz yoktur heralde.Şimdi size kendisinin güzel bir kitabını tanıtacağım adı: "Yükselen Bir Deniz"
Burada yükselen bir deniz in anlamı M.K.ATATÜRK'ÜN 1930 yılında söylediği aşağıdaki sözden gelmektedir.
"Artık bugün,demokrasi düşüncesi daima yükselen bir denizi andırmaktadır.20yy birçok zorba hükümetlerin bu denizde boğulduğunu göstermiştir"
Kitapta anlatılanlara gelince:
Cumhuriyetin kurluşu kısaca anlatılıyor,lakin başka yoldan,
Ulu önderin ilk gittiği Opera'dan sonra söyledikleri.....Karşılaşılan zorluklar vs vs.....
Kitabın sonunda Yüksek siyasi zekasıyla Cumhuriyeti kurması ve Meclis başkanı olarak geldiği binadan Cumhurbaşkanı olarak ayrılması
Okunması gereken bir kitap.............
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 1/7/2006 - GEBERTİR SUNAAARR ,,, SİZ OKUYUN SİZ GÜLÜN SİZ EĞLENİN DİYE .
ikiz Kulelerde ki TURKLER
Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta... Basına yansıyan hikâyelere göre Türklerin kurtuluş sırları şöyle :
En kötüsünü düşündüler : Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi : Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD'lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk 'Nasıl kurtulurum'u planlarken ABD'li masasında çalışıyordu.
Anonsları dinlemediler : Resmi emirleri ciddiye almayan Türkler, izdihamı engellemek için hoparlörden yayılan "Binayı terk etmeyin" uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.
Cepler hep açık : Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları "çabuk kaç, binaya uçak çarptı" diye uyardı.
Emniyet şeridini ihlal : Binadan kurtulan bir Türk'e kulak verelim: Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu. Polise "Neden solu kullandırmıyorsun?" dedim. "Yukarı çıkanlara ayırdık" dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.
İleriyi gördüler : Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor : "Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD'lilerse binanın önünde telefonla 'Kurtuldum' diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar." |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 1/7/2006 - GEBERTİR SUNAAARR ,,, SİZ OKUYUN SİZ GÜLÜN SİZ EĞLENİN DİYE .
Eşşek Şakası
Sevgili hakkus,
mektubunu aldim. gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarim o denli üzücüydü.
demek askere gittiginden beri çavusun size özellikle de sana
yapmadigi kalmamis.
"suçum olsa yanmam" diyorsun.
sana inaniyorum dostum.
olur olmaz seni dövdügüne göre, yazdigin gibi o herif asker ocagina yakismayan sadistin teki.
sen sivilken agzina kötü söz almazdin.
adamin besiginden mezarina kadar nesi varsa sövdügüne göre gerçekten çok sinirlenmissin.
ama haklisin.
ben de olsam ondan nefret ederdim.
oysa hepiniz ayni vatanin evladisiniz.
neden ayirim yapip en agir isleri sana yaptiriyor ki???..
senin gibi akli basinda, sorumluluklarinin bilincinde olan insana
böyle davranmak için çok adi birisi olmali.
zaten "adinin teki" demissin.
neyse hakkus, vatan borcu bu...
herseye,insanliktan uzak olan çavusuna bile, katlanip
vazifeni yerine getirmelisin.
sen yine elinden geldigince iyi asker olmaya çalis.
beni de mektupsuz burakma.
mektuplari disardan yollamakla iyi ediyorsun.
çavus iti okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra.
özlemle gözlerinden öperim.
__dostun recai__
ulan recai iti,
ben sana ne zaman mektup yazdim da o allahin belasi mektubu gönderdin??
mektuplarimizin okundugunu bildigin için bu adiligi yaptin di mi köpek??
senin yüzünden gül gibi çavusumun bana yapmadigi kalmadi.
tonla dayak.
bir hafta da hapis cezasi yedim
çavus beni bölügün önüne çikarip
"KARsINIZDA ORDUMUZUN EN sEREFSiZ ASKERi DURUYOR." dedi.
ne dediysem, senin nasil adi bir yaratik,
mektubunun da o essek sakalarindan biri olduguna inandiramadim.
bir daha mektup falan yazma.
zaten, ilk izne gelisimde ellerini un ufak edecegim.
birkaç yil eline kalem alamayacaksin.
en kisa zamanda basina bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim
__hakan__
merhaba hakkus,
yaninda olamadigim,sorunlarini ve acilarini paylasamadigim için kahroluyorum.
mektuplarini okudukça içim kan agliyor.
manyak çavus iyice azdi ha.
vay sadist vay.
bir de adam bilip çavus yapmislar.
böylelerinin eline hiç yetki vermemeli.
sonra ne oldum delisi oluyorlar.
"sivil olsam yapacagimi bilirdim" diyorsun.
ama haklisin hakkus.
sinirlerine hakim ol.
askerlikte üste saygisizlik olmaz.
adama askerligi bitirtmezler vallahi.
uyma o hayvana dostum.
zor ama sayili günler gelir geçer.
buralar bildigin gibi eksikligini hep hissediyoruz.
en güzel günler seninle olsun.
__kardesin recai__
recai denen hayvan,
lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oglum sen çildirdin mi?
çavus fittirdi.
adamin bir agzima yapmadigi kaldi.
"yazmadim konutanim." diyorum, yemin billah ediyorum dinledigi yok.
ah ulan essogluessek yaktin beni.
askerligim simdiden bir ay uzadi.
her gece tuttugum 8-5 nöbetleri,
günde yalniz basima tam teçhizat 20km kosu,
iki çuval ispanak ayiklamak imanimi gevretiyor.
yeter artik recai!.
sakanin çikacak suyu muyu kalmadi.
bu gidisle biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara.
tüm kemiklerini kiracagim.
allah belani versin...
__hakan__
hakkus'cugum,
yooo, yazdiklarina inanamiyorum.
bu kadari da olmaz ama.
o serefsiz çavusun sana yaptiklarini insan yapmaz.
nedir bu essogluessegin sana çektirdigi?
yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha merhametli davranir.
bak hakkus, sakin benden gerçekleri saklama,
yoksa görevden mi kaytariyorsun?
eninde sonunda ikiniz de bu vatanin evladisiniz.
böyle yapmasi için ya kafadan sakat ya da soysuz olmali
ne diyeyim hakkus?
sabredeceksin.
allah sevdigi kuluna çektirirmis.
seni de seviyor olmali ki çavus gibi bir namussuzu basina bela diye salmis
__candostun recai__
recai soysuzu stop!
sayende askerligim bitmeyecek stop!..
firar ettim stop!..
seni parçalamaya geliyorum stop |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|